Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
NANE
NANE
NANELATİNCE ADI: MENTHA
ANA VATANI: AKDENİZ ve ORTADOĞU
Tüm zamanların en ferahlatıcı, en “canlandırıcı” bitkisi, NANE…
Tarihsel süreçte nane bitkisi ilk olarak Antik Yunan mitolojisinde trajik bir aşk hikâyesinin kahramanı olarak karşımıza çıkar. Güzel su perisi Minthe (ya da Menthe), yeraltı tanrısı Hades’in sevgilisiydi. Hades’in eşi Persephone bu ilişkiyi öğrenince kıskançlıkla Minthe’yi ezercesine bir cezaya çarptı: onu ayaklarının altında ezerek bir bitkiye dönüştürdü. Hades sevgilisini tamamen geri getiremese de, ona bir lütuf bahşetti: ezildikçe, çiğnendikçe en güzel, en ferah kokuyu salan bir bitki olsun diye. Böylece nane doğdu; adım atıldıkça, yaprakları kırıldıkça o muhteşem mentol kokusu etrafa yayıldı. Antik Yunan ve Roma’da nane hem bu mitolojik acının hem de tazeliğin sembolü oldu; banyolarda, yemeklerde, şaraplarda, tıpta kullanıldı. Ferahlatan kokusuyla zihni açtığı, sindirimi rahatlattığı biliniyordu.
Nane gelenekleri Yunan-Roma dünyasından Ortaçağ Avrupası’na, oradan da Hristiyan kültürüne geçti. Hristiyan halk inançlarında ve sözlü anlatımlarda nane, Meryem Ana’ya adanmış bitkilerden biri haline geldi; bazı bölgelerde “Mary’s Mint”, “Our Lady’s Plant”, “Menthe de Notre Dame” ya da “St. Mary’s Herb” olarak anıldı. Efsanelere göre, bebek İsa’nın doğduğu yemlikte (manger) Joseph’in serdiği pennyroyal (bir nane türü) gibi ferah otlar, İsa’nın doğumu anında mor-kraliyet rengi çiçeklerle açtı – tazelik ve kutsal huzurun simgesi olarak. Başka bir inanışta, Mısır’a kaçış sırasında Meryem’in dinlendiği yerlerde nane gibi kokulu otların aileye serinlik ve koruma verdiği söylenir. Ortaçağ’da kiliselerde cenaze törenlerinde nane ve benzeri otlar yere serpilir, Meryem’e duyulan bağlılık ve manevi ferahlık ifadesi olarak kullanılırdı. Nane, böylece hem bebek İsa’nın doğuşundaki tazeliği hem de Meryem’in şefkatli annelik huzurunu simgeleyen bir bitki oldu.
Ortaçağ’da manastır bahçelerinin vazgeçilmeziydi; hem tıbbi hem manevi değeriyle ön plandaydı. Modern çağda ise nane, ferahlatıcı gücüyle çaylardan pastalara, ilaçlardan kozmetiğe, her yerde başrol oynadı. Yunan mitolojisindeki o trajik aşk hikâyesinden, Hristiyan efsanelerindeki kutsal tazeliğe, oradan da günümüzün en sevilen aromalarından birine dönüşerek, belki de botanik dünyasının “en ferah, en canlandırıcı” unvanını kazandı.


